Size hala İngiltere’den yazıyorum. Burada gördüğüm evde kendi yapabileceğimiz fikirleri ufak bir not defterine yazıyorum hatta bazen şablonlarını bile çiziyorum. Olur da bir gün yaparsam elbet onlardan ben yaptım diye bahsedeceğim ama olurda siz benden önce elinizi çabuk tutup yapmak istersiniz diye de paylaşmak istedim önceden. İngiliz tarzı evlerin döşeniş tarzına başlı başına bayıldığımı söyleyebilirim. Özellikle bazı vintage tarzı kumaşlarla renklerle yapılan aksesuarlara ise hayran kaldım. Onlardan bir tanesi ise kapı yastıkları. O kadar güzellerki. Malesef birçok mağazada fotograf cekmek hoş karşılanmadığı için şuan için sadece internetten bir kolaj yapıyorum size ama gizli çekimlerim devam edecek :D İte size evdeki artık kumaşlardan yapabileceğiniz mükemmel dekoratif bir fikir. Kolay gelsiiiinnn :D
Ayrıca bu Photoscape’i çok sevdim. Kolay ve pratik bir fotoğraf düzenlemeneler programı :D Ben bile yapabiliyorsam birşeyler bu teknoloji özrümle bu işten biraz anlayan yapar :D Bu arada baktım da benim burda gördüklerim daha güzel mutlaka çekip onlarıda koyacağım. Eh artık hayal gücü sınır tanımaz. Proje budur hayal etmek size kalmış :D:D
Sürekli kim ne giymiş ne yapmış yazmaktan çok sıkıldığım için uzun süredir bloguma yazmıyordum. Çünkü kendi kombinlerimi çekecek birini bulamıyorum her zaman kendim çekmekten de nefret ediyorum. Ama napalım bu sefer kendim çektim biraz değişiklik gelsin bloguma istedim. Aslında dışarıda doğal çekimler yapan blogerlar var onları çok beğeniyorum ama o profesyonelliğe gelmeye sanırım çok var. O zaman buyrun bakın geçenlerde birgün ! ben ne giymişim.
Gömlek: GAP
Etek: Anneme diktirdim :)
Çizme: Primark
Kimileri derki tek omuzla kolye olur mu? Elbette ki olmaz derdim bende. Çünkü elbisenin detayı zaten omuz ve boyun kısmında birde oraya kolye takarsak çok boğarız diye düşünürdüm. Ama Jessica Alba’nın bu sade siyah elbisesini gold bir kolye ve bileklikle nasıl renklendirdiğini görünce bu fikrimi değiştirdim. Tek omuzla kolyede olur küpede ama neyi nerde nasıl yapacağını bildikten sonra herşeyle herşey olabilir :D
3 Aralık 2010 Cuma akşamı Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilen Elle Style Ödüllerinde dikkatimi çeken isimlerin başında geldi Beren Saat. Kendisini katıldığı davetlerde çok şık göremiyorduk. Veya canlandırdığı Bihter karakterinin okadar etkisindeydik ki kendisini hep öyle hayal ettiğimizden gerçekleri göremiyorduk. Elle Style Awards’a yine bir Özgür Masur tasarımıyla katılarak kendisine yakışanı bulduğu için kendisini tebrik ediyorum. Kesinlikle benim gözüme çok hoş ve zarif gözüküyor…
Bloglarda internet sitelerinde sıkça adını duyduğunuz Olivia Palermo’nun kim olduğundan biraz bahsetmek istiyorum. ‘The City’ adlı dizide oyunculuk ve aynı zamanda modellikle uğraşıyor. Son günlerde kendisini Mango’nun yüzü olarak neredeyse tüm moda bloglarında kendisini görebilirsiniz. Kendisi gerçekten sempatik ve güzel görünmenin yanında stil sahibi bir kişilk. Olivia Palermo’nun stiline göz atarken bir resimde gözünüz Olivia Palermo’dan başkasına kayabilir. Kime mi? Tabiki yakışıklı sevgilisine :D
Bu filmi izlesem izlesem ağlasam şu an. Ama girersem o ağlama krizine yine kalırsam nefessiz kim kurtarır burda beni. Annem yok ki burda. Babam yok ki burda.Kardeşim yok ki burda. Kimsem yok! İki kelime konuşup rahatlayacağım belki ağlayıp açılacağım kimsem yok. Duygu sömürüsü değil amacım sadece konuşmak onu da yapamadığımdan şu an da tek yapabileceğim yazmak.
Bu filmi izlemek istiyorum tekrar bilmem kaç kez izledim zaten. Ama ne değişir. Belki yürüsem mi biraz. Belki de koşsam. Belki de içsem. Belki de en iyisi biraz ağlasam. Neye ? Herşeyi özlediğime mi? Yalnızlığıma mı? Yada en iyisi duş alıp uyusam?
Yada bu filmdeki şarkıyı dinlesem : I love you till the end
Yakınlarım bilirler ama bilmeyenler için gıda mühendisliğinden mezun olduğumu aslında gıda mühendisliğinin pasta kekle alakası olmadığı halde en büyük hayallarimden birinin sadece kahve çikolata kek satan şirin mis gibi kokan küçük samimi bir dükkan açmak olduğunu söylemek istiyorum.
Şanslıyım ki Brighton’da ilham alınabilecek çok güzel yerler var. Bu dükkanda onlardan bir tanesi. İçerisi öyle güzel kokuyorki anlatmak mümkün değil. Ayrıca içerisinin dizaynıda çok sevimli ve sıcak. ÇAlışanları da elbette.
Bu dükkan benim hayallaerimden farklı olarak sadece ama sadece muffin satıyor. Elbette birde kahve…
Şu şirinliğe bakar mısınız sanki oyuncak gibi duruyor herşey…
Cam kenarında oturup yağmurda şemsiyeleriyle geçenleri izlemek kahve yudumlayıp harika kokan muffinlerden yemek bir de kızlarla sohbet… Devamını getirmeye gerek yok :D
5 Kasım Cuma gecesi İngiltere’nin Lewes kasabasında muhteşem bir kutlamaya tanık oldum. Bu kutlamalar İngiltere’nin birçok yerinde gerçekleşmiş ama benim bulunduğum şehir olan Brighton’a 20 dakika trenle mesafesi olan Lewes kasabasında bu kutlamalar adeta bir festival gibi yapıldı. Daha önce Hristiyan olmayan bu toplumun 1600 lü yıllarda Hristiyanlığa geçişinin geleneksel kutlanmasıydı bu kutlamaların nedeni. ‘Bonfire’ anlam olarak şenlik ateşi demek olduğu için heryerde ateşler yakıldı. Fişekler atıldı. Olağanüstü bir gösteriydi ve kimse yaralanmadı binlerce kişinin olduğu yerde kimse zarar görmedi! Ayrıntıları ve benim çektiklerimden kat kat güzel fotoğraflar için;
http://www.lewesbonfirecouncil.org.uk/ veya, google görsellerden Lewes Bonfire yazıp bakabilirsiniz.
Biliyorum ben Londra’ya gideli üç hafta oldu belki ama resimleri yeniden boyutlandırmaktır kafamı toplamaktır derken zaman geçmiş. Aslında o hafta içinde yazmaktı niyetim ama bir hayli geç kaldığımı farkettim bugün :D
Buckingham Palace ile başladı Londra gezimiz…
Buckingham Palace’ın sevimli koruması…
Meşhur BigBen. ‘Şimdiye kadar kimse BigBen’i göremedi’ Ama herkes BigBen’i gördüğünü söylüyor. Oysa BigBen bu meşhur tarihi saat kulesinin sesi . Ancak duyabildiler BigBen’in sesini…
Atlı muhafızların nöbet tuttukları yer…
Picadilly Circus. Birçok mağazanın, pubın, hediyelik eşyanın. herşeyin bulunabileceği yer… Londra’nın merkezlerinden…
Veee. Tower Bridge. Birçok kişi kendisine London Bridge diyor ama bu da büyük bir yalnış. Çünkü London Bridge Amerika’da bulunuyor…
Birçok tasarımcının, markanın bulunduğu Londra sosyetesinin alışveriş merkezi Harrods. Burdaki hiç birşeyi almaya gücüm yetemez sadece hayal etmekle yetinebilirim :D Bir de insanların Harrods çantaları neden aldıklarını anlayamadım. Saçma sapan çantalara sırf Harrods yazıyo diye sırf buradan alışveriş yaptıklarını göstermek için neden para verdiklerini anlamadım…
Klasik pozu da vermeden olmaz:D Telefon kulubesi ve ben. Ama içine girmek cesaret ve mide ister çünkü berbat bir şekilde sidik kokuyor :D görüntüsü kadar hoş birşey değil :D
Bir diğer Londra simgesi Londra taksileri ve Londra’nın kırmızı otobüsleri…
Dün 29 Ekim Cumhuriyet Bayramını kutlayıp bugün Cadılar Bayramı hakkında yazı yazmak bir hayli tezat olsada yaşadığım zaman mekan karmaşası bunu gerektiriyor. Hristiyanların kutladığı Halloween benim şuanda bulunduğum İngiltere Brighton’da resmen bir festival gibi kutlandı. Öğlenleyin uzun bir kortej gecede her yerde partiler. Ama ben evdeyim. Benim için değişik bir deneyim olması bir kenara hala anlam verebilmiş değilim. Ama eğlenceli olduğunu söyleyebilirm. Çok fazla birşey söylemeye gerek duymadan birkaç fotoğrafla Brighton’dan Halloween kutlamaları…
Happy Halloween :D
Kategoriler
En Çok Okunanlar
- No results available
Son Yazılar
- DIY- Kapı Aksesuarları
- Birazda Benden Olsun
- Tek Omuz Elbise ve Kolye
- Elle Style Awards Beren Saat
- Olivia Palermo Stili
Son Yorumlar
- DIY- Kapı Aksesuarları için bilgin
- Jessica Çok Çirkin Olmuşsun için cansu dere
- Birazda Benden Olsun için melike
- Birazda Benden Olsun için Burcu
- Saçları Kirpikleri Gürleştiren Formül için melike












































